top
logo

Anlatım Bozuklukları
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Dil Bilgisi/Türk Dili - Anlatım Bozuklukları

1. GEREKSİZ SÖZCÜKLER

2. ÖZNE YANLIŞLARI

3. TÜMLEÇ YANLIŞLARI

4. YÜKLEM YANLIŞLARI

5. ÇELİŞEN SÖZLER

6. GEREKSİZ YARDIMCI EYLEMLER

7. KELİMELERİN YANLIŞ ANLAMDA KULLANILMASI

8. YAPILARI YANLIŞ OLAN SÖZCÜKLER

9. YANLIŞ YERDE BULUNAN SÖZCÜKLER

10. BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER

11. DEYİM YANLIŞLARI

12. ATASOZLERİ YANLIŞLARI

13. TAMLAMA YANLIŞLARI

14. MANTIK YANLIŞLARI

15. DÜŞÜNCENİN SIRALANIŞINDA GÖRÜLEN YANLIŞLIKLAR

 

 

ANLATIM BOZUKLUKLARI

 

Dil yanlışlarının en önemli sebebi gramer bilgisinin eksikliğidir. Yeterli gramer bilgisi olmayan insanlar konuşmalarında sık sık dil yanlışları yaparlar. Anlatım bozuklukları ile ilgili soruların kolayca çözülebilmesi için bu bölüme kadar anlatılan konuların (sözcüklerde anlam, sözcük türleri, ekler, cümlenin öğeleri ve cümle çeşitleri, imla) çok iyi öğrenilmesi gereklidir.

 

1. GEREKSİZ SÖZCÜKLER:

 

 

Özdeş kelimelerin cümlede bulunması ya da görevi olmayan bir kelimeye cümlede yer verilmesi anlatımın gücünü azaltır. Bu tür kelimeler cümlede gereksizdir, atılmaları gerekir.

 

 

Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma, anlatımında bozukluk meydana getirmeyen kelime veya kelime grupları gereksizdir. İyi bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz.

 

Örnek:

 

Otobüslerde yaşlı, sakat ve ihtiyar insanlara yer vermeliyiz. (yaşlı ve ihtiyarları biri gereksiz)

 

Sınav yaklaştıkça öğrencilerin heyecanı gittikçe artıyor. (yaklaştıkça kelimesinde derecelenme olduğu için gittikçe kelimesine gerek yoktur.)

 

Havada beyaz kar taneleri uçuşuyor. (Niteliği herkes tarafından bilinen ve söylendiğinde akla ilk olarak niteliği gelen nesnelerin bu niteliği söylenmez. Beyaz kelimesi gereksizdir.)

 

Çocuğun yanan elini hemen ıslak suyun altına tuttular. (Suyun niteliği Zaten ıslaklıktır. Islak kelimesi gereksizdir.)

 

Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor. (Galiba ile gibi cümleye ayni anlamı kattıkları için ikisinden birisi gereksizdir.)

 

ÖRNEK:

 

“İyi bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz. Bunu şöyle anlayabiliriz: Bir sözcüğü attığımızda cümlenin anlam ve anlatımında bir daralma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.”

 

Bu ölçüte göre, aşağıdakilerden hangisi iyi bir cümle değildir?

 

A) Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.

B) Yağmur, sabaha değin aralıksız yağdı.

C) Bütün gün tarlalarda hiç ara vermeden çalıştık.

D) Doğadaki canlılar üzerinde sayısız inceleme yapıldı.

E) Ormanların iklim üzerindeki etkisi anlatıldı.

(1981/1)

 

ÇÖZÜM:

 

Sorunun şıklarına ilk baktığımızda A, B ve C seçeneklerinde gereksiz sözcük varmış izlenimi doğuyor.

B’de “Yağmur sabaha değin yağdı.” desek yağmur gece zaman zaman ara vermiş olabilir. “aralıksız” gereklidir. C’de “Bütün gün tarlalarda çalıştık.” desek zaman zaman çalışmaya ara verilmiş olabilir. Hiç kelimesi gereksiz gibi görünebilir. Oysa vurgu “hiç ara vermeden” zarI grubunun üzerinde olduğu için hepsi gereklidir.

Cevap A’dır. Neşeli ile şen aynı anlama gelir Biri gereksizdir.

 

ÖRNEK:

 

Doktoruna göre babamın, bir ay dinlenip istirahat etmesi gerekiyormuş.

 

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?

 

A) “doktoruna” yerine “doktora” getirilerek

B) “dinlenip” yerine “dinlenerek” getirilerek

C) “dinlenip” kelimesi çıkarılarak

D) “istirahat etmesi” yerine “istirahati” getirilerek

E) “gerekiyormuş” yerine “zorunluymuş” getirilerek

(1986/Il)

 

ÇÖZÜM:

 

Dinlenmek ile istirahat etmek aynı anlama gelen kelimelerdir. Cümlenin akışına göre dinlenip kelimesinin cümleden atılması gerekir.

Cevap C’dir.

 

ÖRNEK:

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yüklemden sonra gelen kelimenin atılması, anlamda daralmaya yol açmaz?

 

A) Çokça başvurduğu bir savunma yöntemiydi bu.

B) Bundan sonra çok dikkatli olman gerekecek galiba.

C) Tek başına kararlar vermesini öğrenmelidir artık.

D) Bundan çok daha iyi yazacağına inanıyorum ben.

E) Yazılarında noktalamaya önem vermezdi pek.

(1985/Il)

 

ÇÖZÜM:

 

A’ da özne “bu” dur. “Bu” atıldığında özne

“o” olur. Anlam değişir.

B’de “Bundan sonra çok dikkatli olman gerekecek.” cümlesinde kesinlik vardır. “Galiba” eklendiğinde cümle kesinlikten çıkıp ihtimal bildirir. Galiba’nın atılması anlamı değiştirir.

 

C’de “Tek başına kararlar vermesini öğrenmelidir artık.”-cümlesinde “bundan sonra” öğrenmelidir anlamı vardır. E’de “Yazılarında noktalamaya önem vermezdi pek.” cümlesinde “bazen önem verirdi, bazen vermezdi anlamı vardır. “Pek” kelimesi atılınca “hiç önem vermezdi” anlamı ortaya çıkar.

 

Cevap D’dir. inanıyorum kelimesinde zaten şahıs bellidir. “Ben” demeye gerek yoktur.

 

Ø Çoğunda düşünmek kabiliyet ve vasfı mevcut bulunmamaktadır.

 

Bu cümledeki mevcut kelimesi gereksizdir. Cümleden atılınca anlamda daralma olmaz. Çünkü mevcut bulunmamaktadır sözü, yoktur demektir. Bulunmamaktadır da yoktur anlamınadır.

 

Ø Yerel seçimlerin tarihi yaklaştıkça partilerin faaliyeti gittikçe artıyor.

 

Yaklaştıkça kelimesi, gittikçe Kelimesinin yerini tuttuğundan, ayrıca gittikçe demek yanlıştır.

Adım atışları, dönüşleri, el vuruşları ağabeylerinin modeliydi. Üstelik küçüklüklerinin verdiği sevimlilik de cabası.

 

Cabası kelimesi, üstelik kavramını da içerdiği için ayrıca üstelik demeye Lüzum yoktur.

 

Ø Geçen yılda da böyle olmuştu; yine o zaman da bir kısım evleri su bastı.

 

Yılda da yerine yıl da konur ve yine kelimesi cümleden atılırsa anlatım düzelmiş olur.

 

Ø Yüz adet karyola satın alınacaktır.

 

Tane demek olan adet kelimesi gereksizdir, cümleden atılmalıdır.

 

Ø Onlara ister istemez daima çiçeği burnunda yeni bilgiler vermek gerekirdi.

 

Daima kullanıldığına göre ister istemez gereksizdir. Çiçeği burnunda ile yeni de aynı anlama geldiklerinden ikisinden biri gereksizdir.

 

Galiba başka çaresi de yok gibi görünüyor.

Galiba ile gibi görünüyor aynı anlama geldiklerinden biri gereksizdir.

 

Ø Kabinedeki bazı bakanlar yeni yasanın çıkmasından yana.

Bakan zaten kabinede olduğuna göre kabinedeki sözcüğü gereksizdir.

Onunki olsa olsa, şuur altına birikmiş bazı isteklerin dışa vuruşu olsa gerek.

Bu cümledeki gereksiz sözlerden kurtulmak için iki yo1 vardır:

a) Olsa olsa atılmalı.

b) Olsa olsa aynen kalır; sonraki olsa gerek yerine olabilir konulmalı veya olsa gerek atılarak vuruşu, vuruşudur yapılmalı.

 

 

 

 

2. ÖZNE YANLIŞLARI:

 

Bir cümlede özne bulunmaması veya özne olmaması gereken kelime veya kelime gruplarının özne gibi kullanılmasıdır.

 

Özne yanlışları, cümlede özne bulunmaması ya da özne olmayacak bir kelimenin özne olması durumlarında görülmektedir.

 

Örnek:

Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor, yerinden kalkamıyordu.

 

Kötüleşen ne?: hastanın durumu (özne) yerinden kalkamayan kim?: hastanın durum (özne).

 

Örnekte görüldüğü gibi hastanın durumu her iki cümlenin de öznesi gibi düşünülmüş. Oysa cümle şöyle olmalıydı:

Hastanın durumu gittikçe kötüleşiyor, hasta, yataktan kalkamıyordu.

 

Örnek:

 

Şirketimizce yaptırılan otelin inşaatı haziranda bitecek, temmuzda faaliyete geçecek.

 

Bitecek olan ne?: şirketimizce yaptırılan otelin inşaatı (özne), faaliyete geçecek olan ne?:

şirketimizce yaptırılan otelin inşaatı (özne).

Hata hemen göze çarpıyor: Bitecek olan otelin inşaatıdır ama faaliyete geçecek olan otelin inşaatı değildir; oteldir.

Cümle şöyle olmalıydı:

Şirketimizce yaptırılan otelin inşaatı haziranda bitecek, otel temmuzda faaliyete geçecek.

 

Örnek:

Yemeğe biraz tuz atılarak ateşten indirildi.

Neye tuz atıldı: Yemeğe

Ney ateşten indirildi: Belli değil.

Cümlenin doğrusu şudur:

Yemeğe biraz tuz atılarak yemek ateşten indirildi.

 

Örnek:

Ø Çocukların ders çalışmaması bir yana, doğru dürüst kitap bile okumuyorlar.

 

Bir yana (olan) ne: Çocukların ders çalışmaması (özne)

Okumayanlar kim: Belli değil.

Cümlenin doğrusu şöyle olmalı:

 

Çocukların ders çalışmaması bir yana, çocuklar doğru dürüst kitap bile

okumuyorlar.

 

 

Örnek soru

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu

vardır?

 

A) Zamanında işe gelir, düzenli çalışarak işlerini bitirir.

B) Tiyatronun bir ülkenin ocak başı olduğunu herkes bilmelidir.

C) Özleştirmenin dilimizi fakirleştirdiği şöyle dursun, tam tersine zenginleştirmektedir.

D) Adamın yüzünden, ne kadar sıkıntılı bir durumda olduğu hemen anlaşılıyordu.

E) Bütün bunlar bizi, birey ve toplum olarak olumsuz yönde etkilemektedir.

 

Çözüm

İstenen seçenek C’dir. C seçeneğindeki cümle iki bölümdür.

 

a) Özleştirmenin d ilimizi fakirleştirdiği şöyle dursun

b) Özleştirmenin tam tersine zenginleştirmektedir.

 

İkinci cümlenin yanlış olduğu ve bu yan lışın da özne eksikliğinden kaynaklandığı hemen görülmektedir. Doğru cümle Özleştirme, dilimizi fakirleştirdiği şöyle dursun, tam tersine zenginleştirmektedir.

şeklindedir.

Ø Sanığa yumruk atan ve ağlayan şoföre engel olunarak odadan çıkarıldı.

 

Özneyi bulmak için yüklem olan çıkarıldı kelimesine kim sorusu sorulduğunda cevap alınamamaktadır. Bu da cümlede özne yanlışı olduğunu göstermektedir.

 

Ø Bu örnekleri saymakla bitmez.

 

Bitmez yükleminin öznesi örnekler olmalıydı. Oysa saymakla kelimesinin nesnesi olan örnekleri kelimesi bitmez yükleminin öznesi gibi düşünülerek yanlışlık yapılmıştır.

 

Ø Besim Atalay’ın Öztürkçe Kur’an Çevirisi’ndeki anlaşılmayan bazı kelimeler düzeltilerek yeniden basılmış.

 

Yeniden basılan nedir? Cümleye göre anlaşılmayan bazı kelimeler. Oysa cümleyi söyleyen Kur’an Çevirisi’nin yeniden basıldığını söylemek istiyor. Yani cümlenin öznesi Besim Atalay’ın Öztürkçe Kur’an Çevirisi olduğu halde bu cümleden Besim Atalay’ın Oztürkçe Kur’an Çevirisi’ndeki anlaşılmayan bazı kelimelermiş gibi görünmektedir. Cümleyi şöyle düzeltmek gerekir: Besim

Atalay’ın Öztürkçe Kur’an Çevirisi, anlaşılmayan bazı kelimeler düzeltilerek, yeniden basılmış.

 

Ø Gece bekçisinin silahı elinden alındı ve soyuldu.

 

Soyulan gece bekçisi mi, yoksa silah mı belli değildir. Doğru cümle: Gece bekçisi, silahı elinden alınarak soyuldu. şeklindedir.

 

 

 

3. ÖZNE YÜKLEM UYUMSUZLUĞU:

 

Türkçe’de cümlelerde özne ile yüklem uyum içindedir. Özne ile yüklemin uyumu tekillik-çoğulluk ve olumluluk-olumsuzluk yönüyle söz konusudur.

 

a) Tekillik- Çoğulluk uyumu:

 

* Özne tekil ise yüklem de tekildir:

 

“Ali Bey gazetesini alır, sonra evine giderdi.”

 

* Özne çoğul olursa yüklem de çoğul olur:

 

“Az sonra sanatçılar birer birer içeri girdiler.”

 

“Çocuklar —öğretmene sırayla çizdikleri resimleri gösterdiler.”

 

* Öznenin insan cinsinden çoğul olduğu bazı durumlarda yüklem tekil olabilir. Eğer anlatılan iş, toplu halde yapılıyorsa özne çoğul yüklem tekil olabilir:

 

“Dinleyiciler sessizce oyunu seyrediyordu.”

 

“Sınıftaki öğrenciler bağrışıyor.”

 

Bazen özne çoğul, yüklem tekil olabilir: Özne; bitki, hayvan, organlar, cansız varlık, zaman adları, soyut kavram cinsinden çoğul olduğunda bunların yüklemleri tekil olur:

 

“Zavallı hindiler kendilerini satın alacak müşterileri bekliyor.”

 

“Bahar gelince çiçekler açar, kuşlar öterdi.”

 

“Kış gelince burunlar kızarır, bazen de biraz akar.”

 

“Saatler geçmek bilmiyor.”

 

* Özne hangi şahıs olursa yüklem de aynı şahıs ekini almalıdır:

 

“Maça gitmelerine ben izin verdin.”

 

“ Siz yarın burada bekleyin.”

 

* Özne birinci ve ikinci tekil şahıstan oluşursa yüklem birinci çoğula göre çekimlenir:

 

“Sen ve ben gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız.”

 

* Özne; birinci, ikinci ve üçüncü tekil şahıstan oluşursa yüklem yine “biz” olur:

 

* Özne, ikinci ve üçüncü tekil kişiden oluşursa yüklem ikinci çoğula göre çekimlenir:

 

“Ali Bey ve sen vapurun gelmesini beklersiniz.”

 

* Özne birinci çoğul ve diğerlerinden oluşursa yüklem

birinci çoğula göre çekimlenir:

 

“Çocuklar, siz ve biz yarın pikniğe gidelim.”

 

* Özne ikinci çoğul ve üçüncü çoğuldan oluşursa yüklem

ikinci çoğula göre çekimlenir:

 

“Geçen yaz diğer arkadaşlar ve siz Bursa’ya geziye

gitmiştiniz.”

 

b) Olumluluk-Olumsuzluk uyumu:

 

* Özne olumlu ise yüklem olumlu ya da olumsuz olabilir:

 

“Yarın herkes sabah dokuzda bahçede toplansın.”

 

“Bizimle birlikte herkes gidemez.”

 

* Özne, eğer, kimse, hiçbir, hiç kimse gibi sözlerden oluşursa yüklem mutlaka olumsuz olur.

 

“Sizin bu teklifinizi hiç kimse kabul etmez. Dün hiçbiri vaktinde okula gitmemiş.”

 

ÖRNEK:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) İş konusunda, ben onu, o da beni etkilemek istemez.

B) Onun bu durumda nasıl davranacağını sen benden iyi bilirsin.

C) Görüşlerinizi sözle değil, yazıyla belirtmelisiniz.

D) Yazılarında ayrıntılara girmeyip konunun özünü vurgular.

E Söylediği sözün doğruluğuna inanıyorsa onu asla geri almaz.

(1994-1)

 

ÇÖZÜM:

A şıkkında anlatım bozukluğu vardır. Aynı yüklemi almayan özneler bir arada kullanılmıştır. Anlatım bozukluğunu gidermek için virgülden önce “etkilemek istemem” kelimesi getirilmelidir.

Cevap A’dır.

 

Bazı durumlarda aynı özneye bağlanamayan yüklemlerin ortak özneye bağlanmaları nedeniyle özne eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozuklukları ortaya çıkabilir:

 

 

Bir ay önce kitabın kontrolü bitti ve baskıya verildi. (ilk cümlenin öznesi” kitabın kontrolü” ancak bu cümleye göre baskıya verilen de “kitabın kontrolü”. İkinci cümlenin farklı bir öznesi olmalı “....Kitap baskıya verildi.” gibi.)

 

Fabrikanın inşaatı tamamlandı, bir ay sonra büyük bir törenle faaliyete geçecek.

 

 

 

 

3. TÜMLEÇ YANLIŞLARI:

 

Bir cümlede tümleç (Dolaylı Tümleç, Nesne Tümleci, Zarf Tümleci) kullanılması gereken yerde kullanılmaması; tümleç gerekmeyen yerde de tümleç kullanılması durumudur.

 

Tümleç yanlışları, genellikle başka başka tümleçler alması gereken yüklemlerin aynı tümlece bağlanması sonucu meydana gelir. Tümleç eksikliği denebilecek bu kusurdan başka tümleç fazlası denebilecek bir tümleç yanlışı daha vardır. Bu da birbirine bağlı yüklemler için bir defa söylenmesi yeterli olan tümlecin birden fazla söylenmesidir.

 

Örnek soru

 

Aşağıdakilerin hangisinde “Sana asla kızmıyor, çok seviyoruz.” cümlesindekine benzer bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Ağaçları suluyor, ilaçlıyor.

B) Arkadaşlarıyla buluşmuyor, haberleşmiyor.

C) Kitaplarını yerlerine yerleştirmiyor, üst üste yığıyor.

D) Derslerine çalışmıyor, ihmal ediyor.

E) Tarlayı gübreliyor, ekime hazırlıyor.

(1989/II)

 

Çözüm

İstenen seçenek D’dir. Örnek cümlede söylenmeyen seni tümlecine benzer derslerini tümleci D seçeneğindeki cümlede de söylenmeyerek aynı yanlışlık yapı 1m ıştır.

 

Ø Buna ancak okurlar karar verir, uygular.

 

Buna tümleci karar verir yüklemi için doğrudur; ama uygular yüklemi için yanlıştır. Çünkü Buna karar verir. denir de Buna uygular. denmez. İki yüklem için aynı tümleç kullanılacaksa cümle Bunu ancak okurlar kararlaştırır, uygular. şeklinde olmalıdır.

 

Örnek soru

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Burada en çok eski arkadaşlarımı arıyor, özlüyorum.

B) Konunun az bilinen bir yönüne ışık tutuyor, aydınlatıyor.

C) Yeni çıkan kitapları alıyor, hemen okuyorum.

D) Gezilerinde yeni yerler görüyor, değişik insanlar tanıyor.

E) Yaptıklarını yeterli bulmuyor, eleştiriyor.

(1990/1)

 

Çözüm

İstenen seçenek B’dir. Bu seçenekteki cümlede aynı anlama gelen ışık tutmak ve aydınlatmak kelimeleri bir arada kullanılarak yanlışlık yapılmıştır. Birisi cümleden atılırsa anlamda bir eksiklik olmaz. Cümlede ayrıca ...yönüne ..aydınlatıyor denmeyeceği için tümleç yanlışı da yapılmıştır.

 

Ø Gençlere sürekli çatan, eleştiren bir insandı.

 

Gençlere çatan sözünde bir yanlışlık olmadığı halde gençlere eleştiren denmeyeceği için yanlıştır. Bu cümlede tümleç eksikliği vardır. Eleştiren kelimesinden önce onları tümleci getirilerek cümle düzeltilebilir: Gençlere sürekli çatan, onları eleştiren bir insandı.

 

Ø Neden en çok şairlere kızarlar, korkarlar?

Şairlere tümleci kızarlar yüklemi için doğru, korkarlar yüklemi için yanlıştır. Çünkü Şairlere korkarlar. denemez.

0 halde doğru cümle Neden en çok şairlere kızarlar, onlardan korkarlar? şeklindedir.

 

Ø Bu başarısından dolayı kendisini tebrik ve sanat adına teşekkür ederim.

 

Kendisini tümleci hem tebrik hem de teşekkür için kullanılmıştır. Kendisini tebrik ederim, doğru olduğu halde, Kendisini teşekkür ederim. yanlıştır. Bu yanlışlık yine tümleç eksikliğidir.

Cümle şu şekilde olmalıdır: Bu başarısından dolayı kendisini tebrik ve sanat adına kendisine teşekkür ederim.

 

Ø Bakanlık neden onlara böylesine açıkça yardım eder, destekler, över?

 

Onlara yardım eder. denir de Onlara destekler, över. denemez.

O halde cümle Bakanlık neden onlara böylesine yardım eder, onları destekler, över? şeklinde olmalıdır.

 

Ø Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, nasıl başa çıktı?

 

Bir özneye bağlı olan iki yüklemden gerdi için doğru olan güçlüklere tümleci, başa çıktı için yanlıştır.

Cümle şöyle söylenmeliydi: Bu güçlüklere nasıl göğüs gerdi, bunlarla nasıl başa çıktı?

 

Ø Bunların milli kültürümüze yararlı olması şöyle dursun, ona zarar verdiği kanaatindeyim.

 

Daha önceki örneklerde tümleç eksikliğinin çeşitli örneklerini gördük. Bu örnekte ise tümleç fazlalığı vardır. Çünkü milli kültürümüze tümleci cümlenin tamamı için yeterli olduğu halde bu tümlecin tekrarı demek olan ona tümleci gereksiz kullanılmıştır.

Cümle, Bunların milli kültürümüze yararlı olması şöyle dursun, zarar verdiği kanaatindeyim. şeklinde olmalıdır.

 

Ø Babasını öpüyor ve sarılıyordu. “ona”

 

Ø Eski günlerini hatırlatan resmini saklayacağını söylüyor ve bakıyordu. “resmine”

 

 

Ø Olup bitenleri böyle değerlendirmek, bu gözle bakmak gerekir. “olup bitenlere”

 

Ø Sabahleyin yüzünü yıkadı ve krem sürdü. “yüzüne”

 

4. YÜKLEM YANLIŞLARI:

 

Yüklemin çatı, kişi, zaman ve yardımcı eylemler gibi noktalarda cümleye uygunluk göstermemesi durumudur.

 

Yüklem yanlışları genellikle iki çeşittir. Cümlede ya bir fiil veya yardımcı fiil eksikliği vardır; ya da birbirine bağlı cümlelerin yüklemleri arasında uyumsuzluk vardır. Bu uyumsuzluk çoğunlukla etken-edilgen, tek kişi-çok kişi veya zaman biçimindedir.

 

Örnek:

Ø Sabahları erken kalkar, sakin havada koşuyordu.

 

“Kalkar ve koşuyordu” yüklemleri kip-zaman bakımından cümleye uygunluk göstermiyor. (Sabahları erken kalkıyor, sakin havada koşuyordu.)

 

Örnek:

Ø Annem yemek pişiriyor, biz de ona yardım ediyorduk.

 

Annem… pişiriyor (duk), biz…. Yardım ediyorduk. (Annem yemek pişiriyordu, biz de ona yardım ediyorduk.)

 

Örnek:

 

Ø Kardeşim hem derslerine yeterince

çalışmak, hem de arkadaşlarıyla basketbol oyna-

maktan vazgeçmek istemiyor.

 

(Bu cümlede asıl arılatılmaya çalışılan kardeşimin ders çalışmak istemesi ve basketbol oynamaktan da vazgeçmek istememesidir.

 

Cümle şöyle olmalıdır:

Kardeşim hem derslerine yeterince çalışmak istiyor, hem de arkadaşlarıyla basketbol oynamaktan vazgeçmek istemiyor.

 

ÖRNEK:

 

Yoksul görünümlü biriydi bu.

Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.

 

Yukarıdaki ikinci cümlede bir anlatım bozukluğu vardır. Bu bozukluk aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?

 

A) “kısa” yerine “kısaydı” getirilerek

B) “kısa” dan sonra “ve” ekleyerek

C) “kısa” yerine “ve” koyarak

D) “kısa” dan sonra “değil” ekleyerek

E) “boyu” dan sonra “da” ekleyerek

(1986/I)

 

ÇÖZÜM:

(.. . boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.”) cümlesinden “boyu kısa değildi, bedeni de pek biçimli değildi. anlamı çıkar. Oysa sözü

söyleyenin kastettiği “boyunun kısa oluşu, bedeninin de pek biçimli olmayışı”dır.

(...boyu kısaydı, bedeni de pek biçimli değildi.)

Cevap Adır.

 

 

ÖRNEK:

 

Her ne kadar şehir dışına taşınmışsa bile beklenen rahatlığa kavuşulamamıştır.

 

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerin hangisi yapılmalıdır?

 

A) “kavuşulamamıştır” yerine “ulaşılamamıştır”

sözcüğü getirilmeli

B) “taşınmışsa” yerine “taşınsa” sözcüğü getirilmeli

C) “beklenen” yerine “beklediğimiz” sözcüğü getirilmeli

D) “taşınmışsa bile” yerine “taşınılmışsa da” sözü getirilmeli

E) “bile” den sonra “nasılsa” sözcüğü getirilmeli

(1990/II)

 

 

ÇÖZÜM:

Sıralı cümlelerin yüklemlerinin kip zaman bakımından birbirine uygun olması gereklidir.

Taşınmışsa etken, “kavuşulamamıştır” edilgen bir yüklem olduğu için anlatım bozuktur. Ya her ikisinin edilgen, ya da her ikisinin etken olması gerekirdi.

Cevap D’dır

Örnek soru

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Senden beklediğim şey, bu sınavı kazanmandır.

B) Beni en çok sevindiren, senin geldiğindir.

C) Orada en çok ilgini çeken, tarihi eserler olmuştur.

D) Bana güç veren şey, bu güzel sözlerindir.

E) Beni dinlendiren tek şey, kitap okumaktır.

(1989/I)

 

Çözüm

 

İstenen seçenek B’dir. Cümlenin yüklemi gelişindir ya da gelmendir olacakken, geldiğindir şeklinde yanlış söylenmiştir.

 

Ø Kuzu eti, tam sağlıklı ve yaşlı olmayan kimselerce

yenmelidir.

 

Tam sağlıklı ve yaşlı olmayan sözünden, tam sağlıklı olmayan ve yaşlı olmayan anlaşılır. Oysa söylenmek istenen bu değil, şudur: Tam sağlıklı olan ve yaşlı olmayan. Cümle iki şekilde doğru söylenebilir:

 

a) Kuzu eti tam sağlıklı olan ve yaşlı olmayan kimselerce yenmelidir.

 

b) Kuzu eti yaşlı olmayan tam sağlıklı kimselerce yenmelidir.

 

Ø Bu acı ve çıkar olmayan önlem gereksizdir.

 

Ve bağlacı acı ve çıkar arasına girerek ikisini de olmayan fiilimsisine bağlamıştır. Bunun sonucu acı olmayan ve çıkar olmayan gibi bir anlam ortaya çıkmaktadır ki bu yanlıştır. Cümle iki şekilde düzeltilebilir:

 

a) Bu acı olan ve çıkar olmayan önlem gereksizdir.

 

b) Bu çıkar olmayan acı önlem gereksizdir.

 

Ø Dışarıdaki işlerle ben, evdeki işlerle de o ilgilenir.

 

İlgilenir yükleminin öznesi o doğrudur. Ancak aynı yüklem ben öznesine de ait olduğundan ben ilgilenir. gibi bir bozuk anlatım ortaya çıkmaktadır.

Bu bozuk anlatımı gidermek için cümle, Dışarıdaki işlerle ben ilgilenirim, evdeki işlerle o ilgilenir. şeklinde söylenmelidir.

 

Ø Yazarımız makalesini bize getirmiş, biz de dergimizde yayımlamıştık.

 

Yayımlamıştık yüklemindeki -tık eki, göstermiş yüklemine de aittir. 0 zaman göstermiş yüklemi göstermiştik olur ki bu da yanlıştır. Göstermiş yüklemi göstermişti olursa cümledeki yanlışlık giderilmiş olur.

 

Örnek:

Ø Bunları ben de biliyorum ve canı gönülden inanıyorum.

 

Neyi biliyorum?: bunları

Neye inanıyorum?: bunları

Bu cümle sıralı bağımlı bir cümledir. Cümlenin bu şekilde kurulması “bunları” nesnesinin her iki cümlede de ortak olmasını gerektirir. Oysa inanmak fiili geçişsizdir, belirtili nesneye bağlanamaz.

Doğrusu şöyle olmalıdır:

Bunları ben de biliyorum ve bunlara canı gönülden inanıyorum.

 

Örnek:

 

Çocuğa ninni söylüyor, uyutmaya çalışıyordu.

 

Kime ninni söylüyor: çocuğa

Kimi uyutmaya çalışıyor: çocuğa

Sıralı bağımlı cümle olduğu için “çocuğa” dolaylı tümleci zorunlu olarak uyutmaya çalışmak yüklemine bağlanıyor. Halbuki uyutmaya çalışmak geçişli bir fiildir, nesneye bağlanması gereklidir.

Doğrusu şudur:

Çocuğa ninni söylüyor onu uyutmaya çalışıyordu.

 

Örnek:

 

Ø Büyüklerimize saygılı davranmalı, güleryüz göstermeli ve üzmemeliyiz.

 

Kime saygılı davranmalıyız: Büyüklerimize

Kime güleryüz göstermeliyiz: Büyüklerimize

Kimi üzmemeliyiz: Büyüklerimiz

Üzmemeliyiz yüklemi geçişli olduğu için nesneye bağlanmalıdır. Cümle şöyle kurulmalıydı:

 

Büyüklerimizi- saygılı davranmalı, güleryüz göstermeli, onları üzmemeliyiz.

 

ÖRNEK:

 

Kitapların tamamını almalanna hem göz yumdu, hem de kimselere söylemedi.

Yukarıdaki cümlenin anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?

 

A) “hem de” sözünden sonra “bunu” sözü getirilmeli

B) “tamamını” yerine “hepsini” getirilmeli

C) “de” bağlacı cümleden atılmalı

D) “söylemedi” yerine “söyleyemedi” getirilmeli

E) “göz yumdu” yerine “görmezlikten geldi” getirilmeli

 

ÇÖZÜM:

 

Neye göz yumdu: Kitapların tamamını almalarına.

Neyi kimselere söylemedi: Kitapların tamamını almalarına.

Söylemek fiili geçişlidir. Belirtili nesneye bağlanmalıdır. Cümlenin doğrusu şudur:

Kitapların tamamını almalarına hem göz yumdu, hem de bunu kimselere söylemedi.

Cevap A’d ı r.

 

 

ÖRNEK:

 

Hiçbiri -Ali Suavi’den başka- ülkede bir ayaklanmayı düşünmemiş, padişaha bağlılığı kutsal bir görev saymıştır.”

 

Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni, aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak belirtilmiştir?

 

A) İkinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

B) Birinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

C) Birinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

D) Her iki cümleciğin yüklemleri arasında olumlu-

luk olumsuzluk bakımından uyum

sağlanmamıştır.

(1982/1)

 

 

 

 

ÇÖZÜM:

 

Ayaklanmayı düşünmeyen kim:

Hiçbiri Padişaha bağlılığı kutsal bir görev sayan kim: Hiçbiri

“Hiçbiri padişaha bağlılığı kutsal bir görev saymıştır.” şeklinde bir cümle olmaz.

Doğrusu şu olmalıdır:

Hiçbiri - Ali Suavi’den başka- ülkede bir ayaklanmayı düşünmemiş, hepsi padişaha bağlılığı kutsal bir görev saymıştır.

 

5. ÇELİŞEN SÖZLER:

 

Bir cümlede birbirlerine anlamca çelişki teşkil eden, böylece mantıksızlığın düğmesine neden olan kelime veya kelime grubunun bir arada kullanılması durumudur.

 

Bir anlatımda anlamca çelişen birbirini tutmayan sözler bulunması okuyanı şaşırtır. Bu duruma anlam çelişkisi denir. Bazen de aynı cümle içinde yeni Türkçe kelimelerle birlikte unutulmuş ve kullanılmaması gereken kelimeler kullanılmaktadır ki buna da kelime çelişkileri denir.

 

Örnek:

Ø Şüphesiz sanatçı bu alanda da çok başarılı eserler vermiş olmalı.

 

Şüphesiz kesinlik bildirir, olmalı ihtimal bildirir. ikisinin bir arada kullanılması çelişkidir.

Cümle:

“Şüphesiz sanatçı bu alanda da çok başarılı eserler vermiştir.” veya “Sanatçı bu alanda da çok

başarılı eserler vermiş olmalı.” şeklinde olmalıdır.

 

Örnek:

Ø Eminim bizi de listeden silmiş olsa

gerek.

 

Eminim kesinlik bildirir, olsa gerek ihtimal bildirir. ikisinin birlikte kullanılması çelişkidir. Cümle:

“Eminim bizi de listeden silmiştir.” yahut “Bizi de listeden silmiş olsa gerek.” şeklinde olmalıdır.

 

 

 

 

Örnek:

Kesinlikle söyleyebilirim ki bu tedavi hastayı ayağa kaldırabilir.

 

Kesinlikle söyleyebilirim ki” de kesin bir ifade

var. Oysa “kaldırabilir” ihtimal anlamı taşır. ikisinin

birlikteliği çelişkilidir. Cümle:

Kesinlikle söyleyebilirim ki bu tedavi hastayı

ayağa kaldırır.” şeklinde olmalıdır.

 

ÖRNEK:

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, anlamca

çelişen iki sözün bir arada kullanılması

anlatım bozukluğuna yol açmıştır?

 

A) Bu aşamaya gelene kadar çok çalışmış ve yorulmuş olmalısınız.

B) Yabancı bir dil öğrenmek, her şeyden önce

çaba, biraz da yetenek ister.

D) Hiç kuşkusuz, bu yasaları siz de bilirsiniz.

E) Gönderdiğim paketi, eminim bugüne kadar

almış olmalısınız.

(1988/Il)

 

ÇÖZÜM:

Cevap E’dir. Eminim sözü ile almış

olmalısınız sözü çelişkilidir. Doğrusu Gönderdiğim

paketi eminim, bugüne kadar almışsınızdır.”

şeklinde olmalıdır.

 

 

Örnek soru

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, anlamca çelişen iki sözün bir arada kullanılması anlatım bozukluğuna yol açmıştır?

 

A) Bu aşamaya gelinceye kadar çok çalışmış ve yorulmuş olmalısınız.

B) Yabancı dil öğrenmek, her şeyden önce çaba, biraz da yetenek ister.

C) Sizinle görüşmeyeli aşağı yukarı on beş yıl oluyor.

D) Hiç kuşkusuz, bu yasaları siz de bilirsiniz.

E) Gönderdiğim paketi, eminim bugüne kadar almış olmalısınız.

(1988/II)

 

Çözüm

 

Doğru seçenek E’dir. Eminim kesinlik, almış olmalısınız ihtimal bildirdiğinden bu iki söz çelişmektedir. Almış olmalısınız sözü almışsınızdır yapılmak suretiyle yanlışlık giderilebilir.

 

Ø O yazarı tanımıyorum; ama herhalde güçlü biri olduğunu sanıyorum.

 

Herhalde kelimesi genellikle kesinlik, sanıyorum ise kesinlikle bağdaşmayan ihtimal (olasılık) bildirir. Bu iki kelime çeliştiğinden helhaldenin cümleden atılması yanlışlığı giderir.

 

Ø Eminim ki o da bu konuda üzülmüş olsa gerek.

 

Eminim ile olsa gerek birbirleriyle uyuşmaz. İkisinden biri atılmalı.

 

Ø Bu istek hiç şüphesiz onun da kulağına gitmiş olmalı.

 

Hiç şüphesiz kesinlik bildirir. Bunun fiili gitmiştir olmalı ki kesinlik kavramı tamamlansın. Oysa olmalıdır kelimesi gitmiş fiili ile kullanılınca ihtimal bildirmektedir.

 

Ø Çalıkuşu aşağı yukarı bundan tam altmış yıl önce yazılmıştır.

 

 

Aşağı yukarı ile tam çelişmektedir. İkisinden biri atılmalıdır.

 

7. GEREKSİZ YARDIMCI EYLEMLER:

 

Bazı cümlelerde hiç gereği yokken gereksiz yardımcı

fiiller kullanılarak anlatım bozukluğuna sebep olunmaktadır

 

Türkçede doğrudan fiili olarak çekimlenebilecek bir

kelimenin yardımcı eylem alarak çekimlenmesi yanlıştır

 

Örnek:

 

umut etmek (yanlış) —* umutlanmak (veya ümit etmek)

kuşku etmek (yanlış) —* kuşkulanmak (veya şüphe

etmek)

isteğinde bulunmak (yanlış) - istemek (veya talebinde bulunmak)

etki etmek (yanlış) —* etkilemek (veya tesir etmek)

başvuruda bulunmak (yanlış) — başvurmak

duyurma yapmak (yanlış) --- duyurmak

neden olmak (yanlış) — yol açmak (veya sebep olmak)

yenilgi almak (yanlış) — yenilmek

istek almak (yanlış) —istenmek, istenilmek

 

Ø Bu konuyu radyodan da anlatacağınızı umut ederim.

 

Etmek yardımcı fiili gereksizdir. Umarım denmek suretiyle cümledeki yanlışlık giderilmiş olur.

 

Etmek yardımcı fiili bu cümlede de gereksizdir. Etki

ettiği yerine etkilediği denmek suretiyle cümledeki

yanlışlık giderilmiş olur.

 

Ø Sınava girmek isteğinde bulunanların müdürlüğü

müze başvurmaları duyurulur.

 

İsteğinde bulunanların yerine isteyenlerin denmek

suretiyle gereksiz yardımcı fiil cümleden atılmış olur.

 

Daha önce kendisinden kuşku ettiğimi gizledim.

Kuşku ettiğimi yerine kuşkulandığımı denilmelidir.

 

Ø Bu karşılaşmalarda iki galibiyet, üç yenilgi aldık.

 

Aldık kelimesi elde ettik anlamına galibiyetin yardımcı fiili olarak doğru kullanılmıştır. Yenilgi de galibiyete bağlanarak aynı yardımcı fiil kullanılmak suretiyle yanlışlık yapılmıştır. Bunun sonucu yenilgi elde

ettik gibi bir anlam ortaya çıkıyor ki bu dil duygumuza

aykırıdır. Galibiyet ve yenilgi aynı yükleme bağlanmak istenirse cümle şu şekilde söylenmelidir: Bu karşılaşmalarda iki galibiyetimiz, üç yenilgimiz var.

 

Ayrıca Bu karşılaşmalarda iki galibiyet aldık, üç

yenilgimiz var, şeklinde de söylenebilir.

 

Ø Şimdi sizlere çok istek alan bir parçayı dinleteceğiz.

 

Türkçe’de istek almak biçiminde bir kuruluş yoktur.

Çok istek alan sözleri yerine çok istenilen, çalınması çok istenen, birçok dinleyicinin istediği gibi

doğru anlatım yolları vardır.

 

 

 

8. KELİMELERIN YANLIŞ ANLAMDA

KULLANILMASI:

 

Konuşmada veya yazıda seçilen kelimenin anlatmak istediğimiz şeyi karşılamaktan uzak olması durumudur.

 

Örnek:

 

Ø Ağacın altına yayılıp güzel bir uyku çektim.

 

Yayılmak sere serpe oturmaktır. Cümlede

yayılmak değil, uzanmak kelimesi kullanılsaydı

daha anlamlı olurdu.

 

Örnek:

Ø Tırnakların bir hayli büyümüş.

(Saç, sakal tırnak gibi şeyler büyümez, uzar.)

 

Örnek:

Ø Bir fincan kahve alır mısın?

 

(Kahve almak, çay almak dilimize İngilizce’den geçmiştir.

Türkçe ifadesi ister misiniz? şeklinde olmalıdır.

 

Örnek:

 

Ø Dünden itibaren yağmur yağıyor.

(itibaren değil beri)

 

Giydiğiniz kravat çok güzelmiş.

(Kravat giyilmez, takılır.)

 

Deterjandan elleri tahrip oldu.

(tahrip oldu değil, tahriş oldu.)

 

 

9. YAPILARI YANLIŞ OLAN SÖZCÜKLER:

 

Kelimelerin Türkçe Dilbilgisi Kuralları’na uygun türetilmemesi durumudur.

 

Örnek:

 

Ø Niyazi Efendi on yıldır bu mahallede

bakkalcılık yapar. (bakkalcılık değil, bakkallık)

 

Örnek:

 

Ø Bu düşünceleri kimseye önemsetemeyiz. (benimsetmek vardır ama önemsetmek diye bir kelime yoktur.)

 

YANLIŞ D 0 Ğ R U

 

eşki ekşi

yanlız yalnız

yalnış yanlış

kiprik kirpik

sarımsak sarmısak

kirbit kibrit

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

10. YANLIŞ YERDE BULUNAN SÖZCÜKLER:

 

Bir kelimenin cümlenin akışına ve anlamına uygun bir yerde kullanılmaması durumudur.

 

Kelimelerin, cümle içinde bulunmaları gereken yerden başka bir yerde bulunması, okuyanı tedirgin ettiği gibi anlamın bulanık, anlaşılmaz ve iki türlü belirmesine de yol açar. Bazen de sözün hiç anlaşılmamasına sebep olur.

Kelimeler cümleye öyle yerleştirilmelidir ki her kelimenin yeri, bulunabileceği yerlerin en uygunu olmalıdır.

 

 

Örnek:

 

Eski Ankara Valisi — Ankara eski valisi

Yüksek inşaat mühendisi — İnşaat yüksek

mühendisi.

İzinsiz inşaata girmek — İnşaata izinsiz girmek

 

ÖRNEK:

 

“Bu eski kararı yeniden içinde bulunduğumuz

1 2 3

dönemde ve devirde gözden geçirmeliyiz.”

4 5 6

Bu cümledeki yanlışlıkları gidermek İçin

ne yapılmalıdır?

 

A) İki, üçten sonra gelmeli, bir atılmalı

B) İki, dörtten sonra gelmeli, beş atılmalı

C) İki, birin yerine gelmeli, bir atılmalı

D) İki, dörtten sonra gelmeli, dört atılmalı

E) İki, altıdan sonra gelmeli, dört atılmalı

(1981/Il)

 

 

ÇÖZÜM:

“Yeniden içinde bulunduğumuz

dönem” deniyor. Halbuki insan bir dönemi ancak bir defa yaşayabilir. İlk bakışta yeniden kelimesinin yanlış yerde bulunduğu görülüyor. Dönem ve devir aynı anlama geldiği için biri atılmalıdır. Dönem

Türkçe, devir Arapçadır. Devir atılmalıdır.

Cevap B’dir.

 

Örnek soru

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Senelerden beri biz birbirimizden hiç ayrılmadık.

B) Hastalığı nedeniyle geri hizmete alınması onu çok üzdü.

C) Onun, bu isteğimi geri çevireceğini hiç sanmıyorum.

D) Hüsrev Bey, henüz eylülde adaylığını koyacağını bildirmedi.

E) Kentlere göç edenlerin sayısı yıldan yıla artmaktadır.

 

Çözüm

 

istenen seçenek D’dir. Bu seçenekteki cümlede henüz kelimesinin yüklemden önce söylenmesi gerekirken yanlış yerde kullanılmıştır.

Doğru cümle Hüsrev Bey, eylülde adaylığını koyacağını henüz açıklamadı. şeklindedir.

 

Ø Oylama yapılmış ve önergenin 235’e karşı 17 oyla reddedildiği anlaşılmıştır.

 

Reddedilme 17 oyla değil 235 oyla olduğuna göre 17 le 235m yeri değiştirilmelidir.

 

Ø Bir türlü müzakere edilmek üzere bu önergeler Meclise getirilmedi.

 

Bir türlü sözü yanlış yerdedir. Bu sözün yeri ya müzakere edilmek üzereden ya da Meclis’e kelimesinden sonradır.

Cümle, Müzakere edilmek üzere bir türlü bu önergeler Meclis’e getirilmedi. veya Müzakere edilmek üzere bu önergeler Meclis’e bir türlü getirilmedi. şeklinde olabilir.

 

Ø Japon Başbakanı bir hafta içinde petrol üreten dört Ortadoğu ülkesini ziyaret edecek.

 

Bir hafta içinde sözü yanlış yerdedir.

Cümlenin doğrusu Japon Başbakanı petrol üreten dört Ortadoğu ülkesini bir hafta içinde ziyaret edecektir. şeklindedir.

 

Ø Her çeşit anayasa dış, faaliyetlere karşı demokrasiyi savunmalıyız.

 

Her çeşit sözü yanlış yerdedir.

Doğru cümle, Anayasa dışı her çeşit faaliyete karşı demokrasiyi savunmalıyız. şeklindedir.

 

Ø Tevfik Fikret’in 64. ölüm yıldönümünde Galatasaray Lisesi’nde bir anma toplantısı düzenlendi.

 

Ölüm kelimesinin yeri değiştirilmek suretiyle cümlenin anlamındaki bozukluk giderilebilir:

Doğru cümle Tevfik Fikret’in ölümünün 64. yıldönümünde, Galatasaray Lisesi’nde bir anma toplantısı düzenlendi. şeklindedir.

 

11. BİRBİRİYLE KARIŞTIRILAN SÖZCÜKLER:

 

Anlamları farklı, aralarında sadece

söyleyiş benzerliği olan iki kelimeden birini diğerinin yerine kullanma durumudur.

 

Anlamları ayrı olan bazı kelimeler zaman zaman birbiri yerine kullanılmaktadır. Bunların ya kökü aynıdır, ya da kökleri ayrı olmakla beraber birbirine benzerler. Bundan dolayı böyle kelimelerin aynı anlama geldiği sanılır. Bu kelimeler arasındaki anlam ayrılığına dikkat etmemek, kullanımda yanlışlıklara yol açar.

 

 

Örnek:

ayrıntı ayrım

etki tepki

öğrenim öğretim

özel özgü

ayrıcalık ayrılık

çekimserlik çekingenlik

azımsamak küçümsemek

fotoğraf resim

etkin etken

yankılanmak yanmak

yayın yayım

onanmak onulmak

görülmek görünmek

 

Örnek:

 

Ø Camdan yankılanan ışık gözlerimi

kamaştırdı.

 

Işık yansır, ses yankılanır. “Camdan yansıyan

 

Örnek:

 

Ø Yazarın on dördüncü kitabı da yayınlandı.

 

Yayım: Kitap, dergi, gazete vb.

basma işi

Yayın: Basılan kitap, dergi, gazete vb.nin genel adı.

Cümle: “Yazarın on dördüncü kitabı da

yayımlandı.” şeklinde olmalıydı.

 

Örnek:

Ø Belediyeler sık sık güz etkenlikleri

yapıyor.

 

Etken: Etki yapan her şey

Etkin: Faal, hareketli

Etkinlik: Faaliyet, hareketlilik

 

Cümle:

“Belediyeler sık sık güz etkinlikleri

yapıyor.” şeklinde olmalıydı.

 

Örnek:

Ø Bu sadece bizim toplumumuza özge

bir durum değildir.

 

özge: Başka

özgü: Has, bir şeyin özel niteliği olma durumu.

 

Cümle:

Bu sadece bizim toplumumuza özgü

bir durum değildir.” şeklinde olmalıydı.

 

Örnek:

 

Ø Bu kadar çekimser olman yersiz, rahat ol biraz.

Çekimser: Kararsız

Çekingen: Ürkek, korkak.

(Bu kadar çekingen olman yersiz, rahat ol biraz.)

 

ÖRNEK:

“etkin ve etken” sözcüklerinin aşağıdaki kullanımlarından hangisi yanlıştır?

A) Yoksulluğun gn olduğu toplumlarda suç oranı yüksektir.

B) Türkiye’de Iiıı. bir yanardağ yoktur.

C) Orman, yağmur için önemli bir etkendir.

D) Şişmanlığın faktörlerinden biri de yanlış beslenmedir.

E> Bu öğretim yılında en iıı eğitim ilkokullarımızda yapılmıştır.

(1978)

ÇÖZÜM:

B) Türkiye’de 1l bir yanardağ yoktur.

C) Orman yağmur için önemli bir faktördür.

D) Şişmanlığın faktörlerinden biri de yanlış beslenmedir.

E) Bu öğretim yılında en faal eğitim ilkokullarımızda yapılmıştır.

 

Cevap A’dır.

Yoksulluk belli sebepler sonucunda ortaya çıkar. Yani bir sonuçtur. Yoksulluk etken olamaz. (Yoksulluğun etkin olduğu, çok görüldüğü, yaşandığı toplumlarda suç oranı yüksektir.)

 

ÖRNEK:

“Özet” kelimesi aşağıdaki cümlelerin hangisinde yanlış kullanılmıştır?

 

A)Bu, Türkiye’ye özel bir durumdur.

B) Çocuk, özel okullardan birinde öğrenciydi.

C) Annesi, onun için özel yemekler yapmıştı.

D) Her oyunun özel kuralları vardır. —

E) Kendisine özel işlem yapılmasını istemiyordu.

(1987/il)

 

ÇÖZÜM:

Eskiden özet yerine hususi, özgü yerine has kullanılırdı. Özel okullar, özel yemekler, özet kurallar özel işlem tamlamalarında özel kelimesinin kullanımı doğrudur. Fakat “Türkiye’ye özgü bir durum” denmeliydi.

Cevap A’dır.

 

Ø Görüşleri arasında en küçük bir ayrıcalık yoktur.

 

Ayrıcalık kelimesi, ayrılık kelimesi ile karıştırılmıştır. Ayrıcalık eski Türkçe’deki imtiyazın karşılığı olup, başkalarından üstün tutulma durumunu anlatır. Oysa cümlede fikirler arasındaki fark, yani ayrılık, ayrım belirtilmek istenmiştir.

 

Doğru cümle: Görüşleri arasında en küçük bir ayrılık yoktur. şeklindedir.

 

 

Birçoğumuzun azımsadığı genç edebiyatçıları kutlamak gerekir.

 

Bu cümlede azımsamak kelimesi, küçümsemek yerine kullanılmıştır. Azımsamak, az görmek demektir. Oysa cümlede nicelik (sayı, miktar) bakımından az görmek değil, nitelik yönünden küçük görmek söz konusu olduğundan doğru cümle: Birçoğumuzun küçümsediği genç edebiyatçıları kutlamak gerekir. şeklindedir.

 

Ø Bu ressamın yaptığı fotograflar çok güzel.

 

Ressam fotograf değil, resim yaptığından cümle: Bu ressamın yaptığı resimler çok güzel. olmalıdır.

 

Ø Bu sıralar birbirlerine çok yaklaşık konulmuş.

 

Yaklaşık, aşağı yukarı, ortalama demek olduğuna göre cümle yanlıştır.

Doğrusu: Bu sıralar birbirine çok yakın konulmuş. şeklindedir.

 

Ø Büyük şehirlerin sorunları altından kalkınamaz boyutlara ulaştı.

 

Bu cümlede kalkınamaz kelimesi, kalkılamaz ile karıştırılmıştır. Kalkınmak, kötü olan ekonomik durumu düzeltmek anlamındadır. Kalkılamaz ise, taşınamayacak duruma gelmek anlamında olduğundan;

Cümle: Büyük şehirlerin sorunları altından kalkılamaz boyutlara ulaştı. şeklinde olmalıdır.

 

Örnek soru

Aşağıdaki cümlelerden hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Yazdıklarına karşı, halkın tepkisi devam ediyor.

B) Rönesans penceresinden hümanizmin ışıkları yankılanıyor.

C) İstanbul’da birçok gazete, günlük olarak, yayımlanır.

D) Söyledikleri arasında çelişkiler var.

E) Onunla hiçbir anlaşmazlığımız olmadı.

 

Çözüm

Doğru seçenek B’dir. Bu cümledeki yankılanmak kelimesi, yansımak kelimesi ile karıştırılmıştır. Ses yankılanır, ışık ise yankılanmaz, yansır.

 

 

 

12. DEYIM YANLIŞLARI

A) Deyimler, kalıplaşmış ve halk diline, kültürüne yerleşmiş kelime gruplarıdır. Bu yüzden deyimlerdeki kelimeler kesinlikle değiştirilemez.

 

Örnek:

 

Paçaları tutuşmak (yanlış) —> Etekleri tutuşmak (doğru)

Midesi zil çalmak (yanlış) — Karnı zil çalmak (doğru)

Kundurası dama atılmak (yanlış) —* Pabucu dama atılmak (doğru)

Çuvaldız atsan yere düşmez (yanlış) —* iğne atsan yere düşmez (doğru)

b) Bazen de deyimlerin taşıdığı anlamların iyi bilinmemesinden dolayı anlatılmak istenen düşünceden çok farklı deyimler kullanıldığı görülür.

 

Örnek:

Ona ayak bağı oluyor, işini çabuk bitirmesini sağlıyordum.

(Ayak bağı olmak, bir işte, bir kimseyi engellemek demektir. Bir kimseye ayak bağı oluyorsak onun işini çabuklaştırmaz, tam tersi zorlaştırırız.)

 

Örnek:

Ø Bize yaptığı bu iyiliklere göz yumduk.

 

(Göz yummak yapılan birşeyi görmemiş gibi davranmak demektir. Yapılan iyiliklere göz yumulmaz. Olsa olsa haksızlıklara, kötülüklere göz yumulur.)

 

Örnek:

Ø Ona yardım et, elinden geleni ardına koyma.

(Elinden geleni ardına koymamak: yapabileceği bütün kötülükleri yapmak demektir. Oysa cümlede ona yardım et deniyor. Yardım edilmesi gereken kimseye bu söz söylenmez. “Ona yardım et, elinden geleni yap.” denmeliydi.)

 

ÖRNEK:

 

Aşağıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi yanlış anlamda kullanılmıştır?

 

A) Onun yazılarında, hep, uzağı gören bir aydının düşünceleri vardır.

B) işi şakaya vurmaktan başka yapılacak bir şey kalmadığını anlamıştı.

C) Türk okuru için durum, yukarıda anlatılanlardan uzun uzadıya farklı bir özellik taşımaz.

D) Konuşulanlardan sıkılınca bir köşeye çekilerek uyuklamaya başladı.

E) Böyle saat gibi işleyen bir kuruluşun başında olmak güzel bir şey.

 

ÇÖZÜM:

Cevap C’dir. “uzun uzadıya” Türkçe’de “derinleştirerek, uzatarak, ayrıntılarıyla” anlamlarıyla zart olarak kullanılır. Doğrusu” ... başlı başına farklı bir özellik taşımaz. olmalıdır.

 

13. ATASÖZLERİ YANLIŞLARI:

 

Atasözleri de deyimler gibi kalıplaşmış sözlerdir. Bu yüzden atasözlerindeki kelimeler (yakın anlamlı sı olsa bile) başka bir kelimeyle değiştirilemez.

 

Örnek: Sakla malını gelir zamanı (malını değil, samanı)

Aç ne yemez, tok ne içmez. (içmez değil, demez)

Alma garibin ahını, çıkar aheste aheste. (garibin değil, mazlumun)

çuval)

Yazın gölge hoş, kışın klier boş. (kiler değil,

 

Bez alırsan Musul’dan, kız alırsan Bağdat’ tan. (Bağdat’tan değil, asilden)

Görünen köy göz istemez. (göz değil, klavuz)

 

14. TAMLAMA YANLIŞLARI:

İsim ve sıfat tamlamalarında tamlayan ve tamlananların yersiz kullanılmaları; almaları gereken tamlayan eklerini almamaları; almamaları gereken tamlayan eklerini atmaları ya da tamlama kurulmaya elverişli olmayan bir kelime ile isim yahut sıfat tamlaması kurulması durumudur.

 

Tamlama yanlışlıkları tamlayan ya da tanılananın birden fazla olması durumunda söz konusudur.

Aynı tamlanana bağlanmayan birden fazla tamlayan anlatım bozukluğuna yol açar:

 

Bu yanlışlık daha çok ad ve sıfat tamlamalarındaki yanlışlıklardır.

 

Örnek soru

Çocuklarımıza öğrettiklerimizden aksini yapıyorsak bizim gibi davrandıklarında onları kınamaya hakkımız yoktur.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerin hangisi yapılmalıdır?

 

A) “Öğrettiklerimizden” yerine “öğrettiklerimizin’ sözcüğü getirilmeli.

B) “Yapıyorsak” yerine “davranıyorsak” sözcüğü getirilmeli.

C) “Aksini” yerine ‘tersini” sözcüğü getirilmeli

D) “Davranışlarında” yerine “davranırlarken” sözcüğü getirilmeli.

E) “Bizim gibi” yerine “bizimkine benzer” sözü getirilmeli.

(1988/ll)

Çözüm

 

Doğru seçenek A’dır. Örnek cümledeki öğrettiklerimizden aksini tamlaması yanlıştır. Bu tamlamanın doğrusu öğrettiklerimizin aksinidir.

 

Ø Doktor, eşine iyi bakması için ondan ricada bulundu.

 

Bu cümledeki kimindir, belli değil. Bunun sebebi ise eşi tamlananına açık bir tamlayan getirilmemesidir.

 

Ø Herkes aklına geldiği kelimeyi ortaya atarsa dilimiz ne olur?

 

Burada da bir tamlama yanlışı vardır. Geldiği yerine gelen getirilerek cümledeki yanlışlık giderilmiş olur.

 

Ø Bunların hepsi çok kısa ömrü olan birer cılız eserlerdir.

 

Birer kelimesi üleştirme sıfatıdır. Birer cılız sözü her biri cılız demektir. Tamlayan birer olduğuna göre, tamlanan çoğul olamaz. Öyleyse birer cılız eserler yanlış olup doğrusu birer cılız eserdir.

 

Ø Tüm sorunlarımızı karşılıklı anlayış ve birlik içinde çözelim.

 

Karşılıklı anlayış ve birlik sıfat tamlamasıdır. Bu tamlamada ve ile bağlanan iki tamlanan vardır. Yani burada iki sıfat tamlaması var demektir: Karşılıklı anlayış ve karşılıklı birlik. Karşılıklı anlayış doğru olduğu halde karşılıklı birlik yanlıştır. 0 halde cümle Tüm sorunlarımızı birlik ve karşılıklı anlayış içinde çözelim. olmalıdır.

 

Ø “Geçen yıl, Somali’ye askeri ve gıda yardımında bulunduk.”

“gıda yardımı” tamlaması doğrudur, ancak “askeri yardımı” olmaz “askeri yardım” olur.

 

† “Belediyemiz halkın kültürel ve problemleri ile de ilgilenecek.”

 

 

† “Öğrencilere sayı ve belgisiz sıfatları anlattı.”

 

Yalın halde kullanılmış bir isimden sonra, önce “ve” bağlacının, ardından bir belirtisiz isim tamlamasının bulunması da karışıklıklara yol açabilir:

 

† “Belediyemizin en önemli problemleri çöp ve yol yapımıdır.”

 

† “Yemekte köfte ve mercimek çorbası Vard.”

 

ÖRNEK:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Tiyatrolarımızda bu ay, on yeni oyun sahnelemeyi düşünüyoruz.

B) Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.

C) Bu sanatçıların çalışmaları üç yıldır ilgiyle izlenmektedir.

D) Müzik alanında çok önemli bir yeri olan bu festivalin yaşatılması gerekir.

E) Edebiyatını ve balesini tanıdığını gösterecektir.

(1991-1)

 

ÇÖZÜM:

Anlatım bozukluğu “Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi cümlesinde vardır. Anlatım bozukluğunun sebebi tamlama yanlışıdır. Cümlede hem “kültürel’ hem de ‘sanat’ kelimesiyle isim tamlaması yapılmıştır. “Kültürel” kelimesi sıfat tamlaması oluşturmalıdır. Bunun için de “kültürel” kelimesinden sonra tamlanan getirilmelidir. Cümle “Kültürel etkinlikler ve sanat etkinlikleri...” şeklinde söylenirse anlatım bozukluğu giderilir. Ayrıca “kültür ve sanat etkinlikleri” veya” kültürel ve sanatsal etkinlikler’ biçimiyle de anlatım bozukluğu giderilebilir.

Cevap B’dir.

 

ü Tamlama yanlışlıklarının bir başka nedeni de tamlayan ya da tamlanandan birinin veya eklerinin eksik olmasıdır.

 

† “Sınavı kazanmak isteyen her öğrenci anlatılan bu konuları bilmesi gerekir.”

 

Bu cümlede tamlayandan kaynaklanan bir yanlışlık var: “her öğrenci” yerine “her öğrencinin” olmalıdır veya “bilmesi gerekir’ sözü “bilmelidir” olmalıdır.

 

† “Bu üzerindeki, yeşilin her yerde görülebilen, herkesin bildiği bir tondur.”

cümlesinde tamlanan eki eksiktir. “bir tonudur” olmalı.

 

ÖRNEK:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Okula yeni başlayan çocukların okulu sevmesinde öğretmenin rolü büyüktür. —

B) Çocuklara, okula başlamadan önce aileler, okulda da öğretmenler okulun yararlarını anlatmalıdır.

C) İlkokula başlayan çocuklara’ yeni arkadaşlar edinecekleri söylenmelidir.

D) Okula giden çocuk, bir süre sonra anne babasıyla olduğu gibi öğretmeniyle de iletişim kurmayı öğrenir.

E) Anne ve babalar çocuklarıyla sürekli ilgilenmeli, öğretmenine durumunu sormalıdır.

 

ÇÖZÜM:

 

A, B, C ve D’de herhangi bir yanlışlık yok. Ancak E’de verilen cümlede “...öğretmenine durumunu sormalıdır.” sözü geçiyor. Peki kimin durumunu, yani “durumunu” kelimesinden önce bir tamlayan bulunmalı “onların durumunu’ olmalı.

Cevap E’dir.

 

Örnek:

 

Ø Bize pasta ve meyva suyu ikram etti.

Pasta ve meyva suyu demek “pasta suyu ve meyva suyu” demektir. (“Bize meyva suyu ve pas- ta ikram etti.” dense daha doğru olur.)

 

Örnek:

Sınavı kazandığını duyunca çok sevindim. (Sınavı kimin kazandığı belli değildir. Senin kazandığını mı, onun kazandığını mı?)

Ya “Senin sınavı kazandığını duyunca çok sevindim.” ya da “Onun sınavı kazandığını duyunca çok sevindim.” olmalıdır.

 

ÖRNEK:

Sanatçı, son günlerde okuduğu ve ilginç buldukları üzerine şunları söylüyor.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişiklerin hangisi yapılmalıdır?

 

A) “günlerde” yerine “zamanlarda” sözcüğü getirilmeli

B) “buldukları”ndan sonra “kitaplar” sözcüğü getirilmeli

C) “ilginç” yerine “önemli” sözcüğü getirilmeli D) “buldukları” yerine “bulduğu kitaplar” sözü getirilmeli

E) “şunları” yerine “düşüncelerini” sözcüğü getirilmeli

(1990/Il)

ÇÖZÜM:

“ okuduğu ve ilginç buldukları üzerine” söyleyişi yanlış bir söyleyiştir. Doğrusu “... okuduğu ve ilginç bulduğu kitaplar (yani okuduğu kitaplar, ilginç bulduğu kitaplar) üzerine” olmalıdır.

Cevap: D

 

 

ÖRNEK:

 

Çocuklarımıza öğrettiklerimizden aksini yapıyorsak, bizim gibi davrandıklarında onları kınamaya hakkımız yoktur.

Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerin hangisi yapılmalıdır?

 

A) “öğrettiklerimizden” yerine “öğrettiklerimizin” sözcüğü getirilmeli

B) yapıyorsak” yerine “davranıyorsak” sözcüğü

getirilmeli

C) “aksini” yerine “tersini” sözcüğü getirilmeli

D) “davrandıklarında” yerine “davranırlarken” sözcüğü getirilmeli

E) “bizim gibi” yerine “bizimkine benzer” sözü

getirilmeli

(1988/II)

ÇÖZÜM:

“... öğrettiklerimizden aksi...” şeklinde bir tamlama yapılmıştır. Türkçe’de “gelenlerin içinde biri” yerine “gelenlerden biri” denilir fakat “öğrettiklerim izin aksi” yerine “öğrettiklerimizden

aksi” denemez. Cevap: A

 

ÖRNEK:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Bu kadar yorgunluktan sonra iyi bir tatili hak etmiştir.

B) Memur, dostça ve yumuşak başlılıkla cevap veriyordu.

C) Fotoğrafçılıkla ilgili incelikleri ve teknik bilgileri bu kitapta bulabilirsiniz.

D) Ayrıca, ara sıra gözüme çarpan yanlışlıkları da belirttim.

E) Durmadan gazoz ve çekirdek yenilen yerden hemen uzaklaştım.

(1986/1)

ÇÖZÜM:

E seçeneğinde bir tamlama yanlışı yapılmıştır: “gazoz ve çekirdek yenilen yer” demek “gazoz yenilen yer” ve “çekirdek yenilen yer” demektir. Çekirdek yenilebilir fakat gazoz sıvıdır, içilir. Cevap E

 

ÖRNEK:

 

Bu yasadan özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?

 

A) “yasadan”dan sonra “bütün” sözcüğü getirilerek

B) “ve” sözcüğü kaldırılarak

C) “ve” yerine, “kuruluşlarla” sözcüğü getirilerek

D) “çalışanlar”dan sonra “kesinlikle” sözcüğü getirilerek

E) “yararlanacak” yerine “yararlanabilir” sözcüğü

getirilerek

(1990/I)

 

ÇÖZÜM:

“... özel ve kamu kuruluşları” demek “özel kuruluşları” ve “kamu kuruluşları” demektir. Kamu kuruluşları bir belirtisiz isim tamlamasıdır. Fakat “özel kuruluşları” diye bir tamlama olmaz.

Cevap: C’dir. (Özel kuruluşlarla kamu kuruluşları)

 

ÖRNEK:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Tiyatrolarımızda bu ay, on yeni oyun sahnelemeyi düşünüyoruz.

B) Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.

C) Bu sanatçıların çalışmaları üç yıldır ilğiyle izlenmektedir.

D) Müzik alanında çok önemli bir yeri olan bu festivalin yaşatılması gerekir.

E) Edebiyatını ve balesini tanıdığımız bu ulus, yakında resimde de varlığını gösterecektir.

(1979/I)

ÇÖZÜM:

Cevap B dir. “Kültürel ve sanat etkinlikleri” demek “kültürel etkinlikleri” ve “sanat etkinlikleri” demektir. Sanat etkinlikleri diye bir tamlama olur ama kültürel etkinlikleri şeklinde bir tamlama kurulamaz.

 

Cümle “Şehrimizde çeşitli kültürel etkinlikler

sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.” şeklinde olmalıydı.

 

15. MANTIK YANLIŞLARI:

 

Bir cümlenin anlatılmak istenen düşünceyi vermekten uzak olması, asıl söylenmesi gerekenden farklı şeyler anlatması durumudur.

 

Örnek:

Ø Çift nüsha olan kitaplar her zaman

yabancı kütüphanelerle değiş tokuş imkanına sahiptir.

(Kim değiş tokuş imkanına sahiptir? Kitaplar mı, kütüphaneler mi?)

 

Cümle şöyle olmalıydı “Çift nüsha olan kitapları her zaman yabancı kütüphanelerle değiştirme imkanı vardır.” Yahut “Çift nüsha olan kitaplar her zaman yabancı kütüphanelerle takas edilebilir.”

 

Örnek:

Ø Emniyet mensupları silah imali yapanları

ve satanları kıskıvrak yakaladı.

 

“silah imali yapanları ve satanları” demek “silah imali yapanları, silah imali satanları” demektir. Üstelik imal etmek yapmak anlamına gelir. Cümle “... silah imal edenleri ve satanları şeklinde olsa daha iyi olurdu.

 

Örnek:

Ø Seninle değil şehir içinde gezmek dünya

turuna bile çıkılmaz.

 

Bu cümlede anlatılmak istenen şeyin mantık sıralanışı azdan çoğa, (önemsizden, önemliye) doğru olmalıydı.

Cümlenin doğrusu “Seninle değil dünya turuna çıkmak, şehir içinde bile gezilmez.” şeklinde olmalıydı.

 

ÖRNEK:

Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık sayın dinleyiciler.

Bu cümledeki düşünme hatasını gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi

yapılmalıdır?

 

A) “önümüzdeki” yerine “gelecek” kelimesi getirilmeli

B) “çalıştık” yerine “çalışıyoruz” kelimesi getirilmeli

C) “hatırlatmaya” yerine “tanıtmaya” kelimesi getirilmeli

D) “önemli” kelimesi “bazılarını” kelimesinden önce getirilmeli

E) “sayın dinleyiciler” sözcü cümle başına alın-

malı

(1987/1)

 

ÖRNEK:

Ona, buraya gelmeden önce mi sonra mı telefon ettin?

Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebil ir?

 

A) “ona” sözcüğü, “sonra mı” sözünün arkasına getirilerek

B) “buraya” sözcüğü kaldırılarak

C) “gelmeden” yerine “gelince” sözcüğü getirilerek

D) “mi” yerine “veya” sözcüğü getirilerek

E) “önce mi” den sonra “geldikten” sözcüğü getirilerek

(1991/1)

ÇÖZÜM:

 

“Ona buraya gelmeden önce mi, sonra mı telefon ettin.” cümlesinden “Ona, buraya gelmeden önce mi, buraya gelmeden sonra mı telefon ettin.” anlamı çıkar. Buraya gelmeden önce ifadesi doğrudur ama buraya gelmeden sonra ifadesi yanlıştır.

Cevap E’dir.

 

ÖRNEK:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) En çok sevdiği şey, ormanda yürüyüş yapmaktı.

B) Onu tanıyan herkes kendisinden övgüyle söz ederdi.

C) Amacı, arkadaşlarını ikinci, kendisini birinci plana çıkarmaktı.

D) Beğenmediğim yanlarından biri de herkesi eleştirmesiydi.

E) Eski dostlarıyla pek görüşmek istemezdi.

(1991/II)

 

ÇÖZÜM: Cevap C’dir. Türkçe’de “İkinci plana çıkarmak” diye bir söyleyiş yoktur. Birinci plana çıkılır fakat ikinci planda kalınır. Cümle: “Amacı arkadaşlarını ikinci (geri) planda bırakmak, kendini birinci plana çıkarmaktı.” şeklinde olsaydı daha doğru olurdu.

 

ÖRNEK:

(1) Ankara’da bahar kırkikindi yağmurlarıyla başlar. (II) Öğleden sonra birdenbire gökyüzü ‘kararır, şimşekler çakar, yağmur boşanır birden. (111) Sonra gökyüzü aydınlanır; ağaçlar daha yeşil, sokaklar daha temiz görünür. (IV) Havada taze bir esinti ve ıslak toprak kokusu kaplar ortalığı (V) Çiçeğe duran tomurcuklar patlar, tepeden tırnağa baharı yaşamaya başlar ağaçlar.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) 1. 8) Il. C) 111. D) IV. E) V.

 

ÇÖZÜM:

Ø “Havada taze bir esinti ve ıslak toprak kokusu kaplar ortalığı.

cümlesinde çelişki vardır.

1. Taze bir esinti ortalığı kaplamaz.

2. Islak toprak kosusu havada ortalığı kaplamaz.

Cevap D’dir.

 

16. DÜŞÜNCENİN SIRALANIŞINDA GÖRÜLEN YANLIŞLIKLAR

(Düşüncenin Akışını Bozan Anlatımlar)

 

Bir parçada (düşüncenin akışı içerisinde) cümlelerden bir ya da birkaçının parçada anlatılmak istenen düşüncenin dışında, düşünceye zıt, ya da düşünceden kopuk olması durumudur.

 

Örnek:

(1) Okuma en sevdiğim iştir. (II) Ne yapar eder mutlaka kendime okuyacak bir zaman bulurum. (III) Bazen yatağımda bazen yemek masasında bazen de otobüste devamlı birşeyler okurum. (IV) Yazma sonradan öğrenilen bir kabiliyettir.

(V) Bazen tanıdıklarımın bu kadar çok okumama kızdıklarına da tanık olurum.

 

 

Yukarıdaki metinde I., II, 111. ve V. cümleler yazarın okuma tutkusu ve okuma biçimini veren ve aynı olayı dile getiren cümlelerdir. Metindeki IV. cümlenin bu parçadaki olay (ya da düşünceyle) hiçbir bağıntısı yoktur.

(1991 /1)

 

ÇÖZÜMLÜ SORULAR;

 

SORU 1:

“Herkes bu kuralı bilmeli ve boyun eğmelidir.’

cümlesindeki dil ve anlatım bozukluğunun nedeni nedir?

A) Nesne eksikliği

8) Tümleç eksikliği

C) Özne eksikliği

D) Özne-yüklem uyumsuzluğu

E) Gereksiz kelime kullanılması.

 

ÇÖZÜM:

Cevap B’dir.

 

SORU 2:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Bu, eleştirmenlerin söylediği kadar etkileyici bir film değil.

B) Seyircilerle biz eleştirmenler bir kez daha ters düştü sanırım.

C) Yönetmen, bundan önceki filminde daha başarılıydı.

D) Seyircinin filme gösterdiği ilgi, benim düşüncelerimin yanlış olduğunu ortaya koyuyor.

E) Bir belgesel yapılmak istenmişse de amaca ulaşılamamış.

(1992- II)

 

ÇÖZÜM:

Cevap B

 

SORU 3:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Sabahları durağa kadar yürüyor ve otobüse biniyorum.

B) Konuşmacının düşüncelerine katılıyor ve destekliyorum.

C) Bu dergiyi yayınlandığı günden beri alıyor.

D) Televizyondaki açıkoturumları beğeniyor ve sonuna kadar izliyordum.

E) Akşamları, bir süre çalışıyor ve sonra dinleniyordum.

1991 - I)

 

ÇÖZÜM:

Cevap B’dir.

 

SORU 4:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Bugün tatil olduğundan, sabahleyin geç kalktım.

B) Arkadaşımız, çok çalışkan bir çocuktu.

C) Dün akşam, rüzgâr ortalığı altüst etti.

D) Birbirini çok iyi anlar, inanırlardı.

E) Dün gece çok garip bir rüya gördüm.

(1993 -II)

 

ÇÖZÜM:

Anlatım bozukluğunun olduğu cümle D şıkkındadır.

 

SORU 5:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Yaşamını zenginleştiren, anlam kazandıran bir çok dostu var.

B) Her yıl arkadaşlarıyla Bodrum’a gider, orada uzun bir tatil yapar.

C) Sınıfta kaldığına çok üzüldü, bunu kimseye söyleyemedi.

D) Yolda arkadaşlarıyla karşılaştı, onlara olanları

anlattı.

E) Yeni bir ev aldı, içini istediği gibi döşedi.

(1993- Il)

 

ÇÖZÜM:

Cevap A’dir.

 

 

SORU 6:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tümleç eksikliğiyle ilgili bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Çocuk annesini gördü ve neşeyle sarıldı.

B) Ali babasına sarıldı, hasretle kucakladı.

C) Yalan söylemeyen, doğru sözlü, cesur bir adamdı.

D) Geceyi köyde geçirip sabaha yola çıktılar.

E) Odunları neşeyle, hızlı hızlı taşıyıverdi.

 

ÇÖZÜM:

A şıkkında

 

SORU 7:

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

A) Onu gören de top patlasa duymayacak sanırdı.

B) Bu durumda olan herkese yardım eder korumaya çalışırdı.

C) Çocuklar açlıktan yürüyemeyecek durumdaydı.

D) Onun mahzun bakışı insanları etkiliyordu.

E) 0, bizi hiçe saymakla geleceğini tehlikeye atıyor.

 

ÇÖZÜM:

Cevap B’dir.

 

SORU 8:

 

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?

 

A) Çocuğun ayağı kırılmış, memleketine gönderilmiş.

B) Orada bulunanlarla çok çabuk kaynaştı.

C) Otobüse binemezsek oraya gidemeyiz.

D) Deniz kenarına tatil için gidiyoruz.

E) Küçük kız, çevredeki herkesin ilgisini çekmişti.

 

ÇÖZÜM: A


 


 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Anketler

Sitemi Nasıl Buldunuz
 

Kimler Sitede

Şu anda 39 konuk çevrimiçi



bottom